Hayatı

İnsanın soyadı TATLI olsun; ama hayatında acı hiç eksik olmasın. Onun hayatında hep ikisi de oldu işte, hem tatlı hem acı… Bol bol acı yedi hep, tatlı tatlı türkü söyledi bize.

Hepimizin hayatında hem acı var hem tatlı elbette; ama onun farkı bütün bunları milyonların gözü önünde yaşaması, yaşadıklarını türkülerine yansıtmasıydı.

Hem neşeyi hem hüznü, hem sevinci hem kederi, hem aşkı hem yalnızlığı paylaştı bizimle yıllar boyunca; sesine bazen tatlı nağmeler bazen acılı haykırışlar hakim olurken…

Acının en serti de oldu hayatında, tatlının en şerbetlisi de. En derin yoksulluğu da yaşadı, en parıltılı zenginliği de.

Mağara gibi bir evde başlayan hayatı, defalarca gelir vergisi rekortmeni olacağı bir noktaya geldi.

Henüz 15 – 16 yaşında inşaatlarda demirci olarak çalışmaya başladı.

26 yaşından sonra ülkenin dört bir yanında “İmparator” lakabıyla anılan bir yıldız oldu.

İlkokulu 24 yaşında dışarıdan bitirmek zorunda kaldı.

30 yaşından itibaren kendi filmlerinin ve dizilerinin yönetmenliğini yapmaya başladı. Hatta giderek senaryo yazarı ve kurgucu bile oldu.

Coşkulu aşklar da yaşadı, şiddetli hüsranlar da. Güçlü dostlukları da oldu, katı çatışmaları da. Kalabalıklardan bunaldığı da oldu kendini sıkıntılarıyla yalnız hissettiği de; ama bütün bu gelgitlerin arasında hiç ümitsizliğe düşmedi. Kendini hiç kaybetmiş hissetmedi; çünkü o hayatı acısıyla tatlısıyla yaşamayı öğrenmişti.

Albümleri satış rekorları kırdı, sayısız ödül aldı, şöhreti ülke sınırlarını aştı; filmleri, dizileri, programları hep ilgi gördü.

Birçok alana el atan bir iş adamı oldu; çünkü milyonlarca insanın kulağını fethetti, bir ülkenin gönlüne yerleşti.

Sesinin gücü dünyada kabul görecek düzeydeydi. İşin uzmanları bile bunu söylüyordu; ama onun asıl büyüsü, bu topraklara has bir tarif taşıyordu:

Acıyla yoğrulmuş bir TATLISES

“Kral biz değiliz; kral, bizi ayakta tutanlar, bize bu gücü verenler.”
(İbrahim TATLISES)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.